ORP (Oxidation Reduction Potantial)

20 Eki 2017 Tanımlar

ORP, Oxidation Reduction Potential tanımının baş harflerinden oluşmuş bir kısaltmadır. Anlamı; oksidasyon indirgeme potansiyelidir. Bir çözeltinin oksitlendirme veya indirgeme gücünü milivolt (mV) değeri olarak belirleyici bir ölçümdür. Redoks potansiyeli olarakta adlandırılır.
Kısaca, ORP ölçümü suyun kalitesini belirler. Ölçüm sonucu pozitif bir değer çıkmışsa bu suyun oksidasyon yani paslandırma ve bozucu/çürütücü etkilerinin olduğunu, negatif bir değer çıkmışsa bu suyun paslanmayı engelleyici özellikte yani antioksidan güce sahip olduğunu gösterir.
Oksidasyona iki atom arasındaki elektronların değişimi yol açar. Bu süreçte bir elektron kaybeden atoma oksitlenmiş (yükseltgenmiş), bir elektron kazanmış diğer atoma ise indirgenmiş denir. Bir demir parçası üzeride oluşmuş pas, rengi kahverengiye dönüşen bir elma dilimi günlük yaşantımızda sıklıkla görebileceğimiz basit bir iki oksitlenme örneğidir. Bu durumun vücudumuz içinde olması ise birçok değişik hastalığa neden olur.

Hidrasyon

20 Eki 2017 Tanımlar

“Hasta değilsiniz, susuzsunuz… vücudun sıvı kaybını ilaçlarla tedavi etmeyin”
Dr. F. Batmanghelidj

Vücudunuzun 2/3 si sudur ve vücudun su kaybı birçok ana sağlık problemine neden olur. Vücuttaki su kaybının bazı etkileri şunlardır:
Düşük enerji, migren, tip-II diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kabızlık, bel ve sırt ağrıları, artrit, kilo alma…
Bu nedenle, vücudun su ihtiyacını doğru şekilde karşılamak iyi bir sağlık ve zindelik için kritik öneme sahiptir. Bir Nexus Alkali Su iyonizeri suyunuzu önce filtreler ve ardından iyonize ederek suyun moleküler kümesini indirger.
Sonuç; lezzetli ve yumuşak içimli alkali sudur. İndirgenmiş moleküler kümesi nedeniyle diğer su çeşitlerine göre hücrelerin içine 10 katına kadar fazla su girişi (hidrasyon) sağlar.

Antioksidan

20 Eki 2017 Tanımlar

Soluduğumuz oksijen; bazı durumlarda serbest radikaller denilen, hücrelere zarar verebilen, kanser ve kalp-damar hastalıklarına neden olan toksik (zehirli) ögeler oluşturur.

 

Yaşamın sağlıklı bir şekilde sürmesi için bu maddelerle savaşılması gerekir. İşte antioksidanlar vücuttaki oksidasyonu önleyerek, serbest radikallerin oluşumunu engeller veya zararlı etkilerini azaltır.

 

Vücut, kendi bünyesinde ürettiği bazı enzimlerle bu savaşı kazanmaya çalışır. Superoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve bazı lipit peroksitler bunların en önemlileridir.

 

Ancak, bu enzimler belirli bir yaştan sonra yeterli olmamaya başlar. İşte bu noktada, birçok besinin bileşiminde yer alan ve antioksidan özellik gösteren vitamin ve mineraller yeterince alınmalıdır.

Serbest Radikal

20 Eki 2017 Tanımlar

Vücudumuzda kanser ve kalp gibi hastalıklar için bir savaş veriyoruz. Kontrol edilmesi gereken düşmanlardan biri de serbest radikaller. Serbest radikaller somatik hücrelere ve bağışıklık sistemine saldıran moleküllerdir. Antioksidanlar da bu serbest radikallerin etkilerini nötralize eden, kanser, kalp hastalıkları ve erken yaşlanmaya neden olacabilecek zincir reaksiyonlarını engelleyen moleküllerdir.

 

Oksidasyona neden olan serbest radikaller temel olarak oksijen kaynaklı metabolitler, (süperoksit anyonları O2-, hidrojen peroksit H2O2, hidroksil radikali OH0) hipoklorik asit, kloraminmler, azot dioksit, ozon ve lipit peroksitlerdir. Bunlar organizmalar tarafından hücre içinde mitokandriyal solunum zincirinde, ya da hücre dışında, özellikle de fagositler tarafından oluşturulur.

 

Serbest radikal oluşumuna sigara, hebisit ve pestisitler, çözücüler, petrokimya ürünleri, ilaçlar, güneş ışınları, X-ışınları, hatta yiyeceklerde bulunan bazı bileşikler neden our. Hatta ve hatta egzersizler de oksijen kullanımındaki artışla beraber serbest radikal oluşumuna neden olur.

Detoks

20 Eki 2017 Tanımlar

İnsan vücudunun hücresel ve metabolik düzeyde toksinlerden arınmasıdır. Vücut hergün toksin alarak ve sindirim gibi fonksiyonlar sırasında toksin üreterek çalışır. Koruyucu maddeler, boyalar, böcek ilaçları ve hormonlar yediklerimizle vücuda girerken, hava kirliliği, sigara dumanı, ev temizlik maddeleri, ağır metaller de bizi etkilemektedir.

Metabolizmamız normalde toksin yükünden kurtulacak şekilde programlanmıştır. Ancak giderek artan stres, kirlilik, kimyasal kullanım oranları ve besin katkıları toksin yükünü vücudumuzun başa çıkamayacağı boyutlara taşımaya başlamıştır. Bu durumda detoks (toksinlerden arınma) programlarına veya yöntemlerine gereksinim duyulmaktadır.

pH -(Potansiyel Hidrojen)

20 Eki 2017 Tanımlar

pH bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçü birimidir.
0’dan 14’e kadar olan bir skalada ölçülür. pH teriminde p; eksi logaritmanın matematiksel sembolünden, ve H ise hidrojenin kimyasal formülünden türetilmişlerdir. pH tanımı, hidrojen konsantrasyonunun eksi logaritması olarak verilebilir:
pH = −log[H+]
pH hidrojen iyonun aktivitesi cinsinden bir asit veya bazın derecesini ifade etme yoluyla ihtiyaç duyulan niceliksel bilgiyi sağlar. Bir maddenin pH değeri hidrojen iyonu [H+] ile hidroksil iyonunun [OH−] derişimlerinin oranına direk bağlıdır. Eğer H+ derişimi OH− derişiminden fazla ise çözelti asidik; yani pH değeri 7 den düşüktür. Eğer OH− derişimi H+ derişiminden fazla ise maddemiz bazik; yani pH değeri 7 den büyüktür. Eğer OH− ve H+ iyonlarından eşit miktarlarda mevcutsa, madde 7 pH değerine sahip olmak üzere nötrdür.

 

Asit ve bazlar herbiri serbest hidrojen ve hidroksil iyonlarına sahiptirler. Belli koşullarda ve belli bir çözeltide hidrojen ve hidroksil iyonlarının ilişkileri sabit olduğu için, birini tesbit etmek diğerini bilmek ile mümkündür. Bu anlamda, pH, tanımsal açıdan hidrojen iyonu aktivitesinin seçici bir ölçümü olsa da, hem alkalinlik hem de asitliğin bir ölçüsüdür. pH logaritmik bir fonksiyon olması açısından, pH değerindeki bir birimlik değişim hidrojen iyon derişimindeki on-katlık değişime karşılık gelir.

Su Hayatın Kendisidir

20 Eki 2017 Akademik

Eğer dünya üzerindeki en küçük köyden en büyük kente kadar yaşamın kutsal olduğuna inanıyorsak, yaşam için vazgeçilmez olan suyun önemini de kabul etmeliyiz. Tüm yaşam biçimlerini destekleyen suyun doğasını ve ondan nasıl en iyi şekilde yararlanacağımızı anlamamız gerekli.

Detay

Alkali İyonize Su

20 Eki 2017 Akademik

İyonize suyu ve bu fonksiyonel suları üreten iyonizer cihazlarını anlatmadan önce, iyonun ne demek olduğunu tanımlayarak başlamak daha doğru olacaktır. İyon, bir veya daha çok elektron kazanmış ya da kaybetmiş bir atomdan (veya bir atom grubundan, yani molekülden) oluşmuş

Detay

Akademik-Özet Bilgi

20 Eki 2017 Akademik

Günümüz dünyasında insan nüfusunun büyük bir çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Gelişen teknoloji ile birlikte hem iş imkanlarının daha çok olması hem de teknolojinin sunduğu yaşamsal kolaylıklar şehirleri kırsal kesimlere nazaran daha çok cazibe noktası haline getiriyor.

Şehir yaşamında yitirdiklerimiz.
Şehirlerde yaşayabilmek o şehrin dinamizmine ayak uydurmayı ve bazı fedakarlıklarda bulunmayı da peşinden getiriyor. En büyük fedakarlık da doğal olandan uzaklaşmak olarak karşımıza çıkıyor. Stres, hava kirliliği ve buna bağlı olarak solunan havanın kalitesi, hormonlu/katkılı besinler, daha az sosyal yaşam vb. Tabi ki doğal olandan uzak olmanın bir bedeli var ve bu bedel de her geçen gün bozulan sağlığımız olarak karşımıza çıkıyor. Bütün bunları geriye çevirme noktasında bir adım atmadığımız taktirde orta ve uzun vadede belirli sağlık sorunlarıyla karşılaşacak olmamız da kaçınılmaz oluyor.
Neden hasta oluruz?
Son yıllarda erken teşhis ve koruyucu tıp gibi kavramlar giderek önem kazandı. Burada temel amaç hastalığı oluşmadan önleyebilmek ve buna bağlı olarak iyileşme sürecini hastanın avantajına kolaylaştırmak/kısaltmak ve giderek artan sağlık giderlerini minimum seviyelere çekebilmektir. Bu nedenle son yüzyılda bilim adamları hastalığın tedavi yöntemlerini bulmak için harcadıkları kadar bir zamanı da hastalığın oluşma nedenlerini bulmak için harcıyorlar.
Yapılan araştırmalar sonucunda hastalıkların dayandırıldığı iki temel neden var;
• serbest radikallerin organlar üzerindeki tahribatı,
• vücutta asiditenin artmasının yarattığı negatif etkiler,

SERBEST RADİKALLER
“Bilimadamları günümüzde serbest radikallerin neredeyse bilinen tüm hastalıkların nedeni olduğuna inanıyorlar” Dr. Lester Packer-Univercity of California
Serbest radikaller somatik hücrelere ve bağışıklık sistemine saldıran moleküllerdir. Serbest radikal oluşumuna sigara, hebisit ve pestisitler, çözücüler, petrokimya ürünleri, ilaçlar, güneş ışınları, X- ışınları ve yiyeceklerde bulunan bazı bileşikler neden olur. Hatta ve hatta egzesiz yapmak bile oksijen kullanımındaki artışla beraber serbest radikal oluşumuna neden olur.
Vücuttaki oksidasyon/hasar.
Serbest radikaller hücrelere hasar vererek oksidasyon sürecini başlatırlar. Bu durum kesilmiş elmanın rengini kahverengiye, demiri paslı hale dönüştürür. Araştırmacılar, kalp hastalığı, erken yaşlanma, kanser, Alzheimer, romatoid atrit ve benzer 50 diğer hastalığın sebebinin serbest radikal hasarı olduğuna inanıyor.

ASİDİTE
“Artritten diyabete ve kansere kadar düşünebildiğim tüm hastalıkların ortak noktası vücudun asiditesidir.” Dr. Robert O. Young – Mikrobiyoloji ve Beslenme Uzmanı
Vücudumuzun büyük kısmı sudan oluşur, içinde su ve minerallerin dolaştığı bir sistem gibidir ve hafif alkalidir. Başta kötü beslenme olmak üzere stres ve çevre kirliliği gibi faktörler vücut iyon dengemizin bozulup vücut sıvılarının pH’ının asiditeye kaymasına yol açmaktadır. Bu da vücudun asiditesi ve ya vücudun asidik olması diye tanımlanır.
Basit anlamda vücutta asiditenin arttığını nasıl anlarız?
Vücuttaki asiditenin arttığının en basit göstergelerinden biri fazla kilolardır. Vücut idrar ve ter yoluyla atamadığı asidik atıkları yaşamsal organlara zarar vermemesi için yağ içinde hapseder ve yaşamsal organlardan uzak bölgelerde (bel etrafında, göbek ve kalça bölgelerinde) depolar.
Yaygınlıkla kabul görmüş bir görüşe göre tüm hastalıklar asidik ortamlarda başlar ve bu duruma yol açan koşullar ortadan kalktığında iyileşirler.
Kanımızın pH değeri
Kan pH değerimizin 7.45-7,35 arasında olması gerekirken bu değer modern yaşamın getirdiği koşullar yüzünden çoğu insanda bozulmuştur, yani asidite artmıştır. Bu ise pek çok hastalığın hazırlayıcı nedenidir. Zira hücrelerimiz asiditeye karşı çok duyarlıdırlar. Sadece sağlıklı kalmak için değil, yakalandığımız herhangi bir hastalıktan kurtulabilmek için de önce vücut asitliğinin düzelmesi şarttır. Bir örnek verecek olursak; kan asiditesi arttığında vücut kan sıvı volümünü arttırarak kanı seyreltmeye, böylelikle asiditeyi azaltmaya çalışır; sonuç hipertansiyondur.

Vücuttaki alkali mineral kaybı
Asiditenin artmasının bir diğer negatif etkisi de dokulardan mineral kaybına neden olmasıdır. Asidik vücutlarda organizma asiditeyi nötralize etmek için kemik ve hayati organlardan kalsiyum, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi alkali mineralleri çeker. Bu sefer de vücudumuz bu minerallerin eksikliğinden kaynaklanan sorunlarla boğuşmaya başlar.
Orta derecede asidozun yol açabildiği sağlık sorunları kilo artışı, diyabet, hormon düzensizlikleri, kalp ve damar hastalıkları, böbrek ve mesane hastalıkları (böbrek taşları), bağışıklık sistemi zayıflığı, serbest radikal tahribatının artması (kanser), osteoporoz, eklem ve kas ağrısı, kronik halsizlik, hazımsızlık ve kabızlık, barsakta aşırı kandida üremesi.
Modern yaşam tarzı serbest radikallerin ve asiditenin vücut üzerindeki yıkıcı tahribatını güçlendirir durumdadır. Peki bu tahribattan vücudumuzu nasıl koruyabiliriz?
Cevap oldukça basit !
Karmaşık ve zor görünen bu sorunun cevabı ise ilk başta akla gelmeyecek kadar basit…

“Hasta değilsiniz, susuzsunuz… vücudun sıvı kaybını ilaçlarla tedavi etmeye çalışmayın..!”
Dr. F. Batmanghelidj

Dinamik şehir yaşantısı hızlı çözümleri gerektiriyor. Zamanla yarıştığımız bu ortamda uzun süreli ve zaman alan çözümler genellikle kabul görmüyor ya da sürdürülebilir olmuyor. Bu durumda pratik ve etkili bir korunma yöntemi olarak içtiğimiz suyu değiştirmek, düzenli olarak alkali iyonize su tüketmek en sağlıklı çözüm olacaktır.

Kansere ve Diyabete En İyi Önlem

Kanserin Gerçek Sebebi
Keiichi Morishata’nın “Kanserin Gizli Gerçeği” adlı kitabına göre, eğer kandaki asidik koşullarda aşırı artış olursa, kan alkali koşullarını korumak için bu aşırı asidik maddeleri kaçınılmaz olarak vücuttaki bazı bölgelere bırakacaktır.

Bu eğilimin devam etmesiyle vücudun bazı bölgelerinde asidiklik artar ve bazı hücrelerde ölür. Ancak daha tehlikeli bir süreç olarak; bazı hücreler de kendilerini bu asidik ortama adapte edebilir. Diğer bir deyişle, normal hücreler asidik ortamda ölürken bazıları ise bu ortama adapte olabilmek için kendilerini dönüştürür ve anormal hücreler olarak hayatta kalırlar. Bu anormal hücreler kötü huylu hücreler olarak adlandırılırlar. Bu kötü huylu hücreler beyin fonksiyonları veya kendi DNA’larımızın hafıza kodlarıyla uyumlu değildir. Bu nedenle, kötü huylu hücreler belirsiz ve düzensiz olarak gelişirler. Bu kanserdir.

Teorik olarak yeryüzündeki kanser vakası sayısı kadar kanser türü vardır denilebilir. Ancak hepsinin ortak noktası, bütün kanserli hücrelerin asidik yapıda olması ve alkali ortamda üreme hızlarının düşmesidir. Alkali İyonize su, hücresel seviyede alkaliliği yükselttiği için kanser hücrelerinin oluşumunu ve gelişimini engeller.

Yine bütün bilimsel çevrelerce kabul edilen bir görüşe göre, serbest radikaller kanser oluşumunun başlıca sebepleri arasında yer almaktadırlar. Enerji üretimi ve çeşitli kimyasal süreçler sonucunda bir elektronunu yitirmiş oksijen elementleri olarak tanımlanabilecek serbest radikaller, elektron eksikliklerini gidermek için en yakınında bulunan somatik hücrelere saniyede 150.000 saldırı düzenler ve hücre çekirdeğinden bir elektron çalmaya çalışırlar. Hücrenin bu savaşı kaybedip ölmesi aslında yaşlanmaya yol açmakla birlikte “iyi haber” kabul edilebilir. “Kötü haber” hücrenin bir elektron eksiğine rağmen yaşamaya devam etmeyi başarmış olmasıdır. Çünkü artık bu form kanserdir. Antioksidanlar, elektron zengini kaynaklardır. Serbest radikallere elektron bağışlayarak somatik hücrelere verdikleri zararı durdurabilirler. -400 mV ORP değeri ile yeryüzündeki en güçlü sıvı antioksidan Alkali İyonize sudur.

Sağlıklı hücrelerin kendilerini dönüştürme baskısı altında tutan kanserli hücrelere direnebilmek için yüksek düzeyde oksijene ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Alkali İyonize su diğer su çeşitlerine göre 2 kat daha yüksek miktarda oksijenle doyurulmuştur. Benzer bir şekilde, kanımızın pH değeri 7,45’e yaklaştığında oksijen taşıma kabiliyeti %65 daha artacaktır. Bu iki parametrenin doğal sonucu olarak, sağlıklı hücrelerimizin kanserli olanlara karşı direnme sürecinde en yaşamsal oksijen kaynağı Alkali İyonize su olacaktır.

Düzenli olarak Alkali İyonize Su tüketildiğinde kanser vakalarının oluşumunda önemli ölçüde azalma; oluşmuş kanser vakalarının rehabilitasyonunda ise ciddi gelişmeler gözlemlendiği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.

Diyabet

Yetişkin hastalığı olan diyabet, ensüline bağımlı olmayan diyabet ( Tip-II) olarak adlandırılır. Aşağıda bu hastalığın Amerikan Tıp Kurumuna ait “Aile Tıp Rehberi”ndeki tanımı yer almaktadır.

Diyabetin bir türü olan ensüline bağımlı olmayan diyabet; pankreastaki hücrelerin vücut için yeterli ensülin üretmemesi nedeniyle olur ve genellikle 40 yaşının üstündeki kişileri etkiler. Bu tür diyabet rahatsızlığı olan kişiler genellikle çok fazla yerler ve oldukça kiloludurlar.
Onların aşırı yemesi kanlarında aşırı glikoz olmasına sebep olur ve pankreas ise bu glikoz miktarı ile örtüşebilecek miktarda ensülin üretemez. Yanısıra, soya çekim de bu tür diyabetteki önemli bir faktördür. Nerdeyse her üç vakadan birinde hastalığın nedeni o kişinin aile soy geçmişinde bu rahatsızlığın olmasıdır.
Yaş ise bir diğer faktördür. Zira pankreasın verimliliği yaşa bağlı olarak azalmaya başlar. Pankreas vücuttaki en yüksek pH değerine sahip vücut sıvısını üretir. Pankreas suyu pH 8,8 değerindedir ve çok yüksek alkali özelliğe sahiptir.


Vücudumuzdaki kalsiyum iyonlarının azalması ensülin hormonunun üretilme işlemini azalmasına ve kanın asidik duruma gelmesine neden olur. Asidik atıklar nedeniyle tıkanan kan damarları, fazla protein üretilmesine sebep olarak pankreasın ensülin üretme işlevini engeller. Alkali su, içerdiği kalsiyum iyonları ile aşırı protein oluşumunu engelleyerek bu durumun düzelmesine yardımcı olur.

1 2

Search

+